8 Mart: Dünyanın güzel yarısı yumruklarını sıkınca | YAŞAM

8 Mart Dünya Kadınlar günü, 1857 yılında “eşitlik istiyoruz” diye sokaklara dökülen kadın işçilerin günümüz kadınlarına armağanıdır.

8 Mart 1857

Kadınlar; dünyanın yarısı! Doğarken bir adet değil iki adet X kromozomuna sahip oldukları için “daha az hakka sahip olan” dişi insanlar… Tüm dünyanın ortak sorunu olarak “haksızlık”, “adaletsizlik”, “şiddet”, “istismar” sözcüklerinin yanında en çok kullanılan sözcüktür belki de kadın. Günümüz modern(!) dünyasındaki konumuna gelene kadar bu uğurda oldukça kan dökmüşlerdir.

1857 yılında, takvimler 8 Mart’ı gösterdiğinde, haftalık 75 saati bulan ağır ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı duran bir grup New York’lu tekstil işçisi kadının eylemi ile gündeme gelmiştir bu gün. Bundan sonraki yıllarda da aralıklarla kadınlar dünyanın çeşitli ülkelerinde sokaklara dökülmeye başlamıştır. Daha insanca çalışma koşulları, daha az çalışma saatleri ve diğer insanlarla; yani erkeklerle eşit ücret ve çalışma koşulları talepleri ile. Aynı yıllarda “hırsızlık yapmasın ve nizami çıksınlar” diye tek bir açık kapısı bulunan bir fabrikada çıkan yangında 146 kadın hayatını kaybedince ve cenazelerine 80.000 kişi katılınca; izleyen yıllarda sokaklara dökülen kadın sayısı artmıştır.

Yangında ölen tekstil işçileri

1910 yılında, “kadın özgürlüğünün; emeğin sermayenin boyunduruğundan kurtulması ile mümkün olduğunu” söyleyen Alman sosyal demoktrat önderlerinden Clara Zetkin tarafından 8 Mart’ın “uluslararası dünya kadınlar günü” olarak kutlanması önerisi gelmiştir. Bu yıldan itibaren İsveç, Hollanda ve Fransa’da; 1913 ten itibaren Rusya’da kutlanmaya başlayan gün, Birleşmiş Milletler tarafından ancak 1977 yılında kabul edilmiş ve uluslarası niteliğine tam anlamıyla kavuşmuştur.

Clara Zetkin

Kadın emeğinin eşitliğine dair tüm dünya milletlerinin ortak bir görüşe varmasının günümüze bu kadar yakın bir tarih olduğunu görünce şaşırmıyoruz aslında. Kadınlar hala aynı işi daha ucuza yapıyor; çıkıp bir mamut avlayarak yaşamımızı sürdürmek zorunda olmasak dahi hala fiziksel güçsüzlükleri dolayısıyla en yakınları tarafından dahi aşağılanıyor, güzellikleri dolayısıyla bir arzu ve sahip olma nesnesi olarak korunup kollanıyor, sahiplik ediliyor, kapanıyor, boyunduruk altına alınıyor; sanki çok değersiz ve kolay bir işmiş gibi değerlendirilerek; insan yetiştirmekten ve aile hayatını kurmak, devam ettirmek konusunda tüm sorumluluğu kusursuzca yapması görevi kendilerine veriliyor; dayatılıyor.

19. yy’da farkındalık yaratan, 20. yy’da söke söke alınan bu gün, bakalım hangi yüzyılda layıkıyla “artık hepimiz eşitiz ve bugüne ihtiyacımız” yok diyerek tozlu sayfalarda anı olarak kalacak!

Emekle elde edilen her hak, adaletsizliğe karşı direnilen her gün kutlanmaya değerdir. 8 Mart dünya kadınlar günü kutlu olsun!

Yorum Yaz

Lütfen yorumuzunu yazın
Adınız