Bizim Büyük Çaresizliğimiz | SİNEMA

“Bizim büyük çaresizliğimiz Nihal’e aşık olmamız değil, sesimizin dışarıdaki çocuk seslerinin arasında olmayışıydı. Asıl çaresizlik buydu.”

Barış Bıçakçı

2012 yılında hayatını kaybeden Seyfi Teoman’nın Barış Bıçakçı’nın romanından uyarladığı Bizim Büyük Çaresizliğimiz, iki yakın arkadaşın, Ender ve Çetin’in hikayesi. Onların aşka benzeyen arkadaşlıklarının ve hep hayalini kurdukları gibi aynı kıza aşık olmalarının hikayesi.

20 yıllık aynı evde yaşama hayallerini gerçekleştirmiş biri kel biri göbekli iki orta yaşlı erkek, Ender ve Çetin, ve ailesini kaybetmesinin ardından abisinin arkadaşlarıyla aynı evde kalmaya başlayan üniversite öğrencisi Nihal’in etrafında gelişen naif, sıcak, durgun ve duygusal bir film Bizim Büyük Çaresizliğimiz.

Çoğu roman uyarlamasında olduğu gibi şu meşhur sen esas kitabını oku lafının Bizim Büyük Çaresizliğimiz için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Roman Ender’den Çetin’e uzun bir mektup biçiminde aktarılmış ve bu sayede okur Ender’in anlatımı vasıtasıyla Ender ve Çetin’in arkadaşlıkları, anıları ve iç dünyalarıyla ilgili detaylara hakim, daha bir içinde hikayenin. Ancak Seyfi Teoman filminde anlatıcı ya da iç ses gibi tekniklere yer vermeden seyircisini Ender ve Çetin’e eşit mesafede tutmaya çalışmış ve bu da doğal olarak bir takım kopukluklara sebep olmuş. Romanla aynı temaya ve yakın duygulara sahip fakat yönetmenin kendi tabiriyle “romanın resimlenmiş halinden ziyade kendi başına bir film” ortaya çıkmış. Senaryonun yazarla ortak yazılması da romanı “meyve lekeleri bırakarak” okuyan okurun beklentisinin karşılanmasına yetememiş.

Öte yandan o okurlardan biri olarak filmi beğenmedim demem de mümkün değil. Romanı okurken hissettiğime yakın bir sıcaklık yakaladım filmi seyrederken de hatta yazının yetemediği bazı anları filmde görmenin de ayrı bir büyüsü vardı. Ender ve Çetin’in danslarını, Ender’in roman boyunca anlattığı Çetin’in hareketlerindeki doğallığı, romanda geçen kitapları ve müzikleri filmde görmek ve gördüklerimin benim yarattığım görüntülerle olan yakınlığından duyduğum yersiz gurur filmi de sevdirmeyi başardı.

İlker Aksum, Fatih Al, Güneş Sayın… Üçü de romanın üç kişilik dünyasına ve birbirlerine uyum sağlamayı başarmış. Oyuncuların hepsi-birebir aklımda canlandırdığım karakterlere benzemese de- karakterlerin vücut bulmuş halleri olduklarına inandırdı beni. Ender’in bazen fazla düşünen tavrı, Çetin’in doğallığı, Nihal’in kırılganlığı, tecrübesizliği ve kitaptan daha sık karşımıza çıkan Murat Abi’nin duru bilgeliği hiç zorlanmadan sunulmuş seyirciye.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz’in başarılı bir uyarlama olduğunu söylemek güç olsa da oluşturulan sıcak atmosfer, yoğun duygu akışı ve başarılı oyunculukları bu acı tatlı filmi izlenir kılıyor. Romanı okuyan seyirciye yetmese de okumayanlar için Ender ve Çetin’le tanışmanın güzel bir yolu. Siz yine de önce bir kitabı okuyun…

Yorum Yaz

Lütfen yorumuzunu yazın
Adınız