Şarapçılığın beşiğinde enfes bir detay: Lucien Arkas Bağları | GURME

İzmir – Aydın otobanından her geçişimde gördüğüm, uzun zamandır gitmek istediğim Lucien Arkas Bağları’nı geçtiğimiz haftalarda ziyaret etme fırsatım oldu. Detayları yazının devamında bulacaksınız ancak şunu en baştan söylemek istiyorum; bu yatırım ile hepimiz gurur duymalıyız!

Toplamda 2,000 dönümlük bir alana sahip olan tesisin, yaklaşık 1,200 dönümünde tek parsel organik üzüm bağı bulunuyor. Bu rakam, Türkiye’nin en büyük tek parsel üzüm bağı. Bölgenin toprak ve iklim koşulları, Türkiye’de daha önce hiç yetiştirilmemiş üzümlerin yetiştirilmesi için fırsat sağlamış. Buraya gelip güzel havanın eşliğinde üzüm bağlarını izlemek bile keyifli.

Kaynak: lawines.com.tr

Üzüm bağlarının yanı sıra üretim tesisi, mahzen ve La Mahzen Restaurant, tesisin geri kalanını oluşturuyor. Bizim de gelme sebebimiz; La Mahzen Restaurant’ta bir şeyler yeyip şarap içmek ve güzel havanın tadını çıkarmak. Restaurant ziyaretçilerine mahzene ufak bir ziyaret fırsatı da veriyorlar. Mahzen, İsviçreli Braun Publishing tarafından yayınlanan, “Somelye’nin Cenneti: Dünyanın En İyi Mahzenleri / Sommeliers Heaven – The Greatest Wine Cellars Of The World” isimli kitapta kendine yer bulacak kalitede!

Burada ufak bir eleştiride bulunmak istiyorum. Mahzene indiğinizde tesis yetkilisi de size eşlik ediyor ancak ben burada bir plansızlık gözlemledim. Şöyle ki; mahzene indiğimizde bize söylenen ”Sorularınız varsa alabilirim, çevreyi gezebilirsiniz” şeklindeydi. Bu tarz bir yaklaşım yerine, beş dakikalık sabit bir konuşma belirlense, ziyaretçiler bağcılık, üzüm, şarap üretimi konusunda bilgilendirilse çok daha faydalı olur diye düşünüyorum. Üretim tesisi tarafına geçiş yapamıyorsunuz sadece mahzeni gezme fırsatınız var. Üretim tesisinde ziyaretçileri de ağırlamak elbette kolay değil ancak dünyada örnekleri mevcut. Bir rehber eşliğinde, ufak bir mahzen ve üretim tesisi gezisi de organize edilebilse mükemmelliğe yaklaşılmış olur.

Gelelim La Mahzen Restaurant’a. Kahvaltıdan kısa bir süre sonra geldiğimiz için asıl amacımız şarap içmekti. Hafif ve farklı bir üzüm tatmak istediğimiz için çalışanların tavsiyelerini dinleyip MON REVE-Montepulciano (70 TL) sipariş ettik. Şarap konusunda iddialı olduğumu söyleyemem ancak hafif bir şarap içmek isteyenler için iyi bir alternatif. Şarabın yanında da mevsim zeytinyağlıları (27 TL) ve şarküteri tabağı (52 TL) söyledik. Mevsim zeytinyağlıları oldukça güzeldi, en önemlisi radika ve cibez fazla pişmemişti. Şarküteri tabağı ise oldukça büyük bir porsiyona sahipti ve her bir çeşit, lezzet açısından da epey tatmin ediciydi. Benim favorilerim, kuzu cotto ve füme antrikot oldu.

En başta da belirttiğim gibi Lucien Arkas Bey, gerçekten gurur duyulası bir yatırımın altına imza atmış üstelik şarap üretimi konusunda üreticiler üzerinde bu kadar büyük baskılar varken. Benim size tavsiyem, bu harika tesisi özellikle güzel havalarda ziyaret etmeniz. Tesisin çok yakınında IZBAN durağı mevcut. Arabayla geldiğiniz takdirde de Metropolis Antik Kenti’ne 10 kilometre ve Efes’e 30 kilometre mesafede bulunacaksınız.

Yorum Yaz

Lütfen yorumuzunu yazın
Adınız