Tüm duyularınıza hitap eden tiyatro: “Sleep No More” | SAHNE

McKittrick Oteli’ne hoş geldiniz! 1939 yılında New York City’nin en lüks oteli olarak tasarlanmış ve yüz odadan oluşan bu terk edilmiş yapının içinde istediğiniz gibi dolaşabileceğiniz üç saatiniz var. Konuşmak ve maskenizi çıkarmanız yasak!

Normal görünüşlü bir otele girişinizi yaptınız, lobide güzel bir caz müzikle biraz vakit geçirdiniz. Şimdi karanlık sayılabilecek, içerde koşuşturmaların olduğu, duvarlarından müzikler yankılanan giriş katındasınız. Sizin gibi maskeli izleyiciler ve dilediğiniz kadar yanına yaklaşabileceğiniz maskesiz oyuncularla berabersiniz. Önce birazcık etrafınızı keşfetmek istiyorsunuz haliyle; karşınıza balo salonu, yatak odaları, ofisler, terzi, şeker dükkânı, kilise, mezarlık ve hatta orman bile çıkıyor. Shakespeare’in Macbeth trajedisinin tiyatral bir uyarlamasının içerisindesiniz. Eş zamanlı olarak farklı katlarda ve odalarda oyun devam ediyor ve siz sadece bulunduğunuz yerdeki parçasına tanık olabiliyorsunuz. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadığınız, içinde cinayet, ayin, dans, kavga, kan, aşk ve seks göreceğiniz, oyuncuların peşinde koşmak zorunda kaldığınız çok farklı bir deneyim ile karşı karşıyasınız.

Oyunun büyük çoğunluğunda Macbeth’i takip etmeye çalıştım. Oyuncular koştukları için onları kaybetmek çok kolay fakat müziğin sesi sizi görmeniz gereken sahneye çekiyor. Görme şansına sahip olduğum sahneler arasında dans partisi, Macbeth’in Duncan’ı öldürmesi, Lady Macbeth’in kanları temizlemek için Macbeth’i küvette yıkama sahnesi, cadılardan birisi olan Hecate’nin barında Macbeth’in Banqou’yu öldürmesi ve balo salonundaki final sahnesi var. İzleyicisi çok olan sahnelerin haricinde sadece beş kişinin girebildiği Macduff ve Malcom’un sorgu sahnesini de izleme şansım oldu. Beni en çok etkileyen sahne ise cadıların ve Macbeth’in olduğu ayin sahnesiydi. Harika kurgulanmış ses ve ışık düzenleri, oyunun bu kısmını şaşkınlık içinde izlememe neden oldu.

Orijinal ismiyle “Immersive Theatre” yani Çevreleyici Tiyatro olarak geçen bu gösteriden gerçekten çok keyif aldım. Etrafınızdaki her şeyin oyunun bir parçası olması, oyuncuları çok yakından görebiliyor, nefes alışlarına kadar duyabiliyor, bütün eşyalara dokunabiliyor ve kokuları içinize çekebiliyor olmanız, oyunu izleyenler için farklı bir deneyime dönüştürüyor. Umarım bir gün yolunuz McKittrick Oteli’ne düşer.

Yorum Yaz

Lütfen yorumuzunu yazın
Adınız